“Türkiye'de Özel Sektör: Sürdürülebilir Kalkınma” paneli

13.12.2016 13:00
“Türkiye'de Özel Sektör: Sürdürülebilir Kalkınma” paneli

İSTANBUL (AA) – , 2017’nin başında devreye girecek BES’teki oto katılımdan elde edecekleri birikimleri büyük oranda bankalara bir yıl ve daha fazla vadeli mevduat olarak yatıracaklarını belirterek, “Böylece bankaların hem mevduat vade yapısını iyileştireceğiz, hem de kredi mevduat oranı üzerinden sistem üzerindeki baskıyı sınırlamamız lazım.” dedi.

Şimşek, Uluslararası Finans Kurumu’nun (IFC – International Finance Corporation) Türkiye ofisinin açılışının 30’uncu yıldönümü vesilesiyle düzenlenen “Türkiye’de Özel Sektör: Sürdürülebilir Kalkınma” başlıklı panelin açılışında yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinin de Türkiye’nin de sıkıntılı bir dönemden geçtiğini kaydetti.

Sıkıntıların da yapısal sorunların da farkında olduklarını belirten Şimşek, “Aslında çözümler de belli.” dedi.

Kısa vadede şu anda Türkiye’nin en önemli gündem maddesinin Anayasa değişikliği olduğunu anımsatan Şimşek, “Doğru kurgulanırsa ki inanıyorum o çerçevede gerçekleşecek, Türkiye’de yönetimde istikrarı temsilde adaleti sağlayabilirsek, aslında orta uzun vadeli Türkiye’nin görünümünü iyileştirecek bir reform.” diye konuştu.

Şimşek, Türkiye’nin çok partili koalisyon dönemlerinde istenilen performansı ortaya koyamadığını dile getirdi.

O riskin geçen sene haziran ayında tekrar gündeme geldiğine işaret eden Şimşek, gelecek dönemde yapılacak Anayasa değişikliği ile, eğer başkanlık sistemi ile yönetimde istikrar sağlanabilirse, o zaman temsilde adaletin de sağlanabileceğini ve Türkiye’nin önüne bakabileceğini ifade etti.

Şimşek, çok kapsamlı bir reform gündemleri olduğuna işaret ederek, sözlerine şöyle devam etti:

“Yapacaklarımız 3 aşağı 5 yukarı hazır. Ben inanıyorum ki bu Anayasa değişikliğinden sonra hızla Türkiye normal gündemine döner, mevcut olağanüstü hal geride kalır ve hızlı bir şekilde yapısal reform uygulamalarını başarılı bir şekilde hayata geçiririz. Bunun için en önemli bileşen halkın desteğidir. Halkımız, milletimiz teröre karşı mücadelede arkamızda… Reformlara ilişkin çabalarımıza güçlü bir destek verdi, vermeye de devam ediyor. O nedenle bu dönemi fırsata çevirmek lazım.

Uluslararası toplumla ilişkilerimizi daha da iyileştirmemiz lazım. Avrupa ile entegrasyonu çok daha güçlü bir şekilde devam ettirmemiz lazım. Nitekim Avrupa ile pozitif bir gündemimiz de var. Biliyorum sıkıntılı birçok konu var, ama pozitif bir gündem de var. Mesela Gümrük Birliği’nin güncellenmesi bence Türkiye’ye muazzam bir şekilde değer katar. Rekabet gücünü olumlu yönde etkiler. Türkiye’nin Avrupa’dan daha büyük bir pay almasını sağlar. Eğer biz kapsamlı yeni bir anlaşmayı uygulamaya koyabilirsek, bu hem Avrupa için hem de Türkiye için kazan kazan senaryosudur. Neden? Ticaret hacmimiz yaklaşık 150 milyar dolar diyelim, çok rahat bir şekilde bunu 300 milyar dolara çıkarabiliriz. Bundan Avrupa da, Türkiye de kazançlı çıkar. Bu aslında toptan reform yapmanın da bir formülüdür.

Küresel entegrasyondan vazgeçilmemesi gerek. Küresel ticaret büyümenin motorudur. Türkiye’nin bölgesel anlamda AB’ye daha derinlemesine bir entegrasyonu Türkiye’nin menfaatinedir. “

– “Körfez ile bir Serbest Ticaret Anlaşması üzerinde çalışıyoruz”

Şimşek, Körfez ile bir Serbest Ticaret Anlaşması (STA) üzerinde çalıştıklarını belirterek, “Onlar kabul etse belki yarın süreci tamamlarız.” dedi.

Körfez’in Türkiye’den korkmasına gerek olmadığına işaret eden Şimşek, “Bizim ekonomilerimiz birbirini zaten tamamlayıcı nitelikte. Onların sektörel çeşitlendirme çabalarına bu türden bir anlaşma katkı verir. O yüzden bir taraftan Körfez ile bir STA, diğer taraftan AB ile çok daha kapsamlı yeni nesil bir Gümrük Birliği ve genel anlamda bütün dünya ile ilişkilerimizin rasyonel, gerçekçi ve pragmatik bir zeminde götürülmesi meselesi Türkiye’nin en önemli önceliklerinden biri olacaktır.” diye konuştu.

Şimşek, Türkiye’nin önemli sorunlarından birisinin düşük tasarruf, dolayısıyla yüksek açık ve reel sektörün dış borcu olduğunu dile getirdi.

Şu anda Londra’ya ya da New York’a gidildiğinde sorulan soruların başında bunların geldiği bilgisini veren Şimşek, “Türkiye’nin piyasaya erişimi devam edecek mi? Türkiye borçlarını çevirebilecek mi? Kimse artık devleti konuşmuyor.” ifadelerini kullandı.

Şimşek, şimdi odaklanacakları hususun reel sektörün dış finansman ihtiyacı, mevcut dış borçlarının yönetimi noktasında makro ihtiyati bir çerçeveyi oturtmak olduğunun altını çizdi.

Türkiye’de finansal hedge’in pek yaygın olmadığına değinen Şimşek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu, reel sektörümüz tarafından pek yaygın kullanılmıyor. Şimdi biz hükümet olarak bu konuda özel sektöre nasıl yardımcı olabiliriz, nasıl önlerini açabiliriz, nasıl destekleyebiliriz… Çünkü buna ihtiyaç var. Yani küresel risk iştahında azalma, küresel şartlardaki değişiklikler bizi çok etkilemeye başladı. Bizim bu etkiyi sınırlamamız lazım. Aslında ideali tasarruflarımızı artırmak, cari açığı azaltmak, Türk bankacılık sektörünün dışa bağımlılığını azaltmak… Tabii bunu söylemesi kolay. Bu dönüşümün sağlanması zaman alıyor. Yine de bir kaç adım attık. 2017’nin başında devreye girecek BES’teki oto katılımdan elde edeceğimiz birikimleri büyük oranda bankalara bir yıl ve daha fazla vadeli mevduat olarak yatıracağız. Böylece bankaların hem mevduat vade yapısını iyileştireceğiz, hem de kredi mevduat oranı üzerinden sistem üzerindeki baskıyı sınırlamamız lazım. Yine işsizlik fonundaki ilave fonların bir kısmı da bu şekilde değerlendirilebilir. Ama işin özü daha çok reformdur. İstihdam oranını artırabilirsek, bu tasarruf imkanını artırır. Çünkü bağımlılık oranını düşürür.”

(Sürecek)

BİR YORUM YAZIN

Bir Cevap Yazın

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.